Şimdi hafızayı zorluyorum bir küçükken elbisemden içeri birinin yanlışlıkla sigara düşürdüğünü hatırlıyorum çocukken. (Yaklaşık üç gün ağlamıştım) Babam sigara içtiğimde çok üzüldüğümü hatırlarım. Bir de sigaranın nasıl bir şey olduğunu merak ettiğimde ki herhalde yaş 9 filandır annemin büyük ihtimalle bir komşudan duyduğu ''Bi' tattıracaksın; tiksinecek bi' daha yaklaşmaz zaten'' tarzı bir tavsiyeyle annemin bir nefes aldırdığını hatırlıyorum. Beklenenin aksine öksürmemiştim bile. Çocukken böcek ilaçlama araçlarının dumanında durmaya bayılırdım; onun etkisinin olduğunu düşünüyorum.
Bir de sigarayla ilgili ne düşündüğümü soran arkadaşıma ''eroine başlarım; sigaraya başlamam.'' demem geldi aklıma bizim lisenin çamlığında.
Oysa arkadaşlarımın sigara içtiğini sezdiğimde ışık hızıyla ilk denememi yaptım. Tabii ki de bağımlı değildim. Bağımlı olmanız uzun zaman alıyor ama sigara artık hayatımın bir parçasıydı maalesef. Tabii ki de sadece arkadaşlarımlayken içiyordum. Hatta aylar sonra arkadaşların evde de gizli gizli içtiğini öğrenince şaşırmıştım içten içe. Bu benim için beraber yaptığımız bir aktiviteydi. Maalesef o zamanki ruh halimi çok net hatırlamıyorum. Aşırı canımı sıkacağım bir şey yoktu ama yapı itibarıyle hassasımdır. Elbet takacak bir şeyler bulmuşumdur.
Arkadaşlarla bir kafeye oturur muhabbet eder ''Aaa ne unuttuk?'' der yarım saat sonra sigara içmeye başlardık. İki sene durum böyle... Daha kimse bağımlı değil ama kimse de vazgeçmiyor. Sosyal açıdan inanılmaz saçma bir bağlayıcılığı var. Paket almaya 17 yaşında başladım diye hatırlıyorum. Üniversite yıllarımda da hiçbir ciddi bırakma girişimim olduğunu hatırlamıyorum.
Lisede trend ''İstesem bırakırım.'' Ha ''istemem bırakırım''cı da değilim. ''Yoo bırakamam'' diyorum ki kimse sigaramla uğraşmasın. Atatürk'ün meşhur hikayesindeki doktorun içtiği sigarayı yarısına düşüreceğini bildiğinden 50 yerine 100 sigara içiyorum deyişi gibi sigara içenler kendileri göre taktikler geliştirirler. Pek uğraşmıyorlar benle neyse ki. Zaten sigara içmeyen pek de arkadaşım kalmadı etrafımda; küçük bir bölünme yaşadık sanki. İşte sigarayı karakterimin parçası gibi hissetmem belki de buradan geliyor. Sanki önümde o paketler olmadan, Camel esprileri olmadan ben hiçbir şeyle ilgili muhabbet edemeyecekmişim gibi hissediyorum. Sigara benim kalkanım; kimse elimden almasın. Cumaları okuldan sonra sahile inip bira içme günü; saatler orada sigarasız nasıl geçer? İmkansız.
Üniversitede sınıfta neredeyse kimse sigara içmiyor; bu benim için çok yeni bir durum ama zaten okuldan çıkar çıkmaz Kadıköy'e lise arkadaşlarımla buluşmaya gidiyorum. Üniversitedeki tipler de iyi ama lise arkadaşlarımın tadını vermiyor. Birayı seviyorum ama asıl gözdem sigara. Barda diet kolayla yarım paket sigara içip inanılmaz ekonomi de yapıyorum. Sigara içmesem yemek yiyecektim, şunu içecektim diye hesaplayıp alsında sigaranın benim yaşam tarzımı ekonomik olarak daha olumlu etkilediğini düşünüyorum. Ha sigara olmasa o kadar saat dışarıda durmayacağım aklıma pek gelmese de yine de tutarlı bir yanı var. Ekonomi her zaman sigarayı bırakmada düşünüldüğü gibi ön planda olmayabiliyor.
Sigarayı bırakmayla ilgili ilk bir şeyle okumaya başladığımda çoğu ''dumanı yel alır paranı el alır'' kıvamındaydı. Babam da beni ilk sigarayla yakaladığında verdiği tepki ''Verdiğim paraları bunlara mı harcıyorsun?'' olmuştu.
Oysa dediğim gibi sigara benim bir mekanda saatlerce hiçbir şey almadan oturmamı sağlıyordu. Benim asıl ihtiyacım olan şey vaktimi boşa harcadığımı görmemdi. Yalnız her içtiğiniz sigara günde şu kadar olur; 5 yılda cebinizden çıkan para şudur tarzı yorumlar bana hitap etmemişti.
Sigarayı abartmamaya çalışıyorum ama açıkçası bundaki en önemli motivasyonum ''uzun süre sigara içebilmek''. Çok sigara içen arkadaşlarıma kızıyorum. ''Böyle yaparsan otuzunda bırakmak zorunda kalırsın.'' Tarzı bir cümlenin ağzımdan çıktığını hayal meyal hatırlıyorum hatta. Ahah sigara böyle bir şey işte kendisiyle olan ilişkimi uzu süreli tutabilmek için çok içmemeye çalışıyorum yani sadece artık. İnsanoğlu olarak hepimiz ayrı bir garibiz işte.
21 yaşındayım ve Erasmus'la Hollanda'dayım. Sigaraya ilk ciddi anlamda kafa yorduğum zaman bu. Farklı ülkelerden insanlarla beraber okuyorum ve sigara burada daha dikkat çekiyor. Özellikle Amerikalıların çoğunun sigaraya yaklaşımı çok farklı.
Sigara içişim çok tutarlı değil. İlk gün şehir turumuzda sigara içtiğimi söylediğim çocuk hayret ediyor ''Bıraksana sen; sabahtan beri geziyoruz bak bi' tane bile içmedin...'' Ama bir restorana oturduğumuz gibi üç tane art arda yakıyorum. Fikrini değiştirmiştir herhalde : )
'Alcohol improves my foreign language'' diye bir grup vardı Anlayacağınız Facebook'un ilk patladığı yıllar. İngilizce hep iyiydi ama ilk defa bu kadar yoğun kullanmam gerektiği için gerginim. Akşam Kiezel'da toplanıp bol bol içiyoruz, e, içerken de bir sigara sönüyor, bir sigara yanıyor... Sanırım hayatımın en çok sigara tükettiğim dönemine girdim.
Bir akşam arkadaşlarla oturuyoruz. Stoktaki sigaramı bulamadım. Bulunduğumuz yer de merkez değil; akşam yediden sonra yakınlarda açık yer bulmak imkansız. Neyse sigarayı buldum ama ararken öyle bir paniklemişim ki sadece arada sigara içen bir arkadaş: ''Şunu gördüğümde sigaraya bağımlı olmadığıma çok sevindim.'' demişti. İtiraf ediyorum ben bir sigarakoliktim. Sigarayla ilgili ilk utandığım anım bu sanırım. Yalnız beni gün içinde gören biri halen ''Aa sen pek içmiyosun'' da diyebilirdi. Bir tür dipsomani durumu sanırım; karışık bir bağımlılık bu illet, aman.